1 Mart 2008 Cumartesi

Kürtlerin Kökeni

Kürtlerde aslında Türk, bu halde Kürtlerden başka bu cümleyi telaffuz etmeye çekinen olmadığına göre ve Kürtlerde esasen Türk olduğuna göre rahat rahat söyleyebiliriz. (Türk'ün üst kimlik olduğunu kabul etmeyenler için)

Yabancı sözde bilim adamları yetmezmiş gibi, Dr. Cemşid Bender adlı biri bir süre Teori dergisinde yazdı, çizdi; Kürtler hakkında kitaplar yayınladı... Yazdıklarının pek çoğunu da General İhsan Nuri adlı kişinin "Kürtlerin Kökeni" adlı kitabına dayandırmış bulunuyor.
Halbuki yerli yabancı pek çok tarihçi tarafından Mezopotamya tarihi üzerine kaleme alınmış yüzlerce eser var!.. Bunlar ne generalliği (!) kendinden menkul Nuri'yi, ne de doktorluğu(!) kendinden menkul Bender'i doğruluyor!

Cemşid Bender'e göre "Kürtler Anadolu'nun en eski halkı!.. Uygarlıkta önemli buluşları ile insanlığı ayağa kaldıran, yürüten muhteşem, muazzam bir halk!" (Kürt Tarihi ve Uygarlığı sf.9) Bender efendi öyle buyuruyor ama, niye ortalıkta bir tek Kürt medeniyetine ait eser olmadığını, neden Kürtçe yazılı kadim bir tek mezar taşı bile bulunamadığını açıklamıyor!

Lagaş Kralı Adadnan, M.Ö.2400'lerde Kurda halkından,
Ur Kralı Kmil Sin, Kurde halkından,
Hitit kralı Şubbilliluma, M.Ö.1370 yıllarında Gurde halkından,
Asur kitabeleri Kardaka bölgesinden ve Kurtiy topluluğundan

söz etmiş-miş......

Asur kralı Tugulti İnor, Gutiler'e Kurti diyormuş... (Gen. ihsan Nuri Kürtlerin Kökeni sf.33 ; Cemşid Bender, aynı kitap, sf.11)

M.Ö. 1280-1281'de Asur Kralı olan 1. Salmanasar ile ilgili kitâbede şu yazı varmış:

- "Bir yıldız gibi parlıyan Guti halkı yalnız çokluğuyla değil; azim, şiddet, dehşet ve yıkıcılıklarıyla da tanınmışlardır..."

Yine aynı kral yaptığı savaşlardan sonra yazdırdığı kitâbede:

- "Ararat sınırından [B]Tur[/B] Abdin'e kadar bu ülke içinde su gibi Guti kanı aktı."

diyormuş... Bender bunu delil gösterip bölgeyi "kürt ülkesi" ilân ediyor. Bölgede yaşıyan en eski halk Kürtler'miş!..

Peki, aynı kitabede geçen [B]Tur[/B] ne oluyor?.. Çoğulu [B]Turan[/B] olan bu kelime [B]Türkler[/B]'e işaret etmiyor mu?.. Bir yere ad vermeleri, onların orada çok eskiden bulunduklarını göstermez mi?..

Yine Cemşid Bender, bilinen ilk Guti kralının adının Emnatum olduğunu M.Ö. 3100 yıllarında yaşadığını, böylece Kürt tarihinin çok eskilere dayandığını öne sürüyor... (Kürt Tarihi ve Uygarlığı sf. 11)

Ama aynı sayfanın altında bir notu var: [B]Emnatum[/B] ismi [B]Sümerler[/B]'ce de kullanılmıştır!.. Nasıl olup ta [B]Sümerler[/B] ile [B]Gutiler[/B]'in aynı adı kullandığını söylemiyor!..

Bilindiği gibi [B]Sümerler[/B] en eski devlet kuran millet, ve [B]Sümerler[/B]'in [B]Türkler[/B]'in atası olduğu DİL benzerliği ile ortaya konmuştur. Aynı adı taşıdıklarına göre [B]Gutiler[/B] de [B]Sümerler[/B] ile akrabadır... Şu halde [B]Gutiler[/B] Kürtler'in atası olsalar dahi, bizim akrabamızdır... Bu tesbitler ayrılığı değil, aynı kökten olduğumuzu gösterir. Ancak durum hiç te öyle değildir!

[B]Guti-Gutium[/B] krallığına, [B]Crytie[/B] diye geçen halka pek sarılmış olan Dr. Bender, bu halkın [B]Gur Türkleri[/B] olduğu, kral adlarının da şimdiki Türkçe'ye bile yakın olan isimlerden oluştuğunu dile getirmiyor. (Teori Dergisi, Sayı 4, 1990)

Bu gerçeğin ta 1937 yılında, hem de bir yabancı profesörün tesbitleriyle ortaya çıkarılmış olduğundan hiç söz etmiyor!..

Ünlü Sümerolog Landsberger, "Ön Asya kadim Tarihi'nin Esas Meseleleri" adlı eserinde:

- "Gutlar veya Gutiler M.Ö.2150-1950 yılları arasında tarih sahnesinde görülmüşlerdir. [B]Türkler[/B]'le en yakın surette münasebettar olan, hatta belki de [B]ayniyet gösteren[/B] (tıpatıp benzeyen) kabile, [B]Gutlar[/B]'dır,"

der!.. (Kimmerler, Taner Tarhan, 1984 TTK)

Bundan haberi olmayan Cemşid Bender hızını alamaz, [B]Ararati[/B], [B]Khaldi[/B] ve [B]Subari[/B] gibi devletleri de Kürt gösteriyor. (Teori, aynı sayı) Kaynak olarak Rus yazarlarını veriyor... Hani şu, bölge halkını Kürt adı altında toplayıp, Türkler'e karşı ayaklandırmak için sun'i eserler veren Rus yazarları var ya, onlara dayanıyor.

Ama Edip Yavuz'un kelimelerden giderek [B]Subartu, Urartu, Kardu[/B] gibi devletlerin Türk kökenlerini çok daha bilimsel şekilde açıkladığından hiç bahsetmiyor!

Bender, "Profesör Speizer'in Gutiler ile Kürtler'in aynı soydan olduğunu açıkladığını" belirtiyor. Speizer neye dayanarak bunu diyor, bilmiyoruz ama, böyle bir durum ancak Kürtler'in Türk olması ile mümkündür.

Aslında her iki grup da [B]Gur[/B] Türklerinden gelmektedir... Ancak aralarında zaman farkı vardır. [B]Gur-Guz-Oğuz-Uz[/B] birbirinden farklı değildir.

Dr. Bender bunu biliyor, ama dile getirmiyor.

Bender, "Dr. Kontinov'un [B]Guti[/B] ve [B]Kassit[/B] halkının ârî olduğunu söylediğini" belirtiyor, yani her ikisini de Hint-Avrupaî ilân ediyor... ama delillerini ortaya koymuyor.

Halbuki Edip Yavuz, H.Zübeyr Koşay ve pek çok batılı yazar, dillerinden giderek bu halkların Aryan değil, [B]Turanî[/B] olduğunu ispat etmiş bulunuyor.

Bir topluluğun hangi ırka mensup olduğu ya tipinden, ya dilinden, ya da kültüründen anlaşılır. Son ikisi daha önemlidir. Çünkü çekik gözlü [B]Türkler[/B] olduğu gibi, sarışın Avrupa tipli [B]Türkler[/B] de vardır.

Şimdi insaf ile söyleyin, Kürtler tip itibariyle Avrupalı'ya mı, Arab'a mı, Fars'a mı, yoksa biz Türkler'e mi benzemektedir?..

Kürtçe telaffuz, kelime ve gramer açısından Arapça'ya mı, Farsça'ya mı, Almanca'ya mı, yoksa Azeri Türkçesi'ne mi yakındır?

Yine göçebe Kürt kültürü İngilizler'e mi, Araplar'a mı, Hintliler'e mi yoksa Türkmenler'e mi benzer?.. Zaten Nikitine ile Marr dahi bunu kabul ediyor.

Hiç bir gerçekçi araştırma, bu sorulara Türk'ten başka cevap bulamaz!..

Onun içindir ki, Bender'in Kürt ayırımcılığına temel tuttuğu İslam Ansiklopedisi'ndeki Kardaka bahsini de, en iyi Edip Yavuz açıklamıştır.

Bender'in bir kaynağı da Hoybun teşkilatının yayınıdır ki, bu cemiyet maskeli bir Kürt-Ermeni örgütüdür, Asala veya Taşnak'tan farkı yoktur, üstelik iddialarına hiç bir delil getirmez.

Bender, sonra Guti kralı [B]Tirikan[/B]'dan (Diri Kan), Kassit kralları [B]Karaindaş[/B]'tan, [B]Kadaşman[/B]'dan bahsediyor. (Teori, aynı sayı)

Ama bu adların [B]Türkçe[/B] olarak kabul edildiğini bilmezden geliyor, saklıyor!

Atı ilk kez Kürtler'in binek hayvanı olarak kullandığını iddia ediyor, ama dünyaya en çok yayılmış milletin neden Kürtler değil de, Türkler olduğu sorusuna açıklama getirmiyor!

Dr. Bender, Türk düşmanı olan, ama Şehnâme adlı eserini bir Türk hakanının teşviki ve hoşgörüsü ile yazmış bulunan Firdevsi'ye dayanarak, Kassit devletinin Cemşid devleti olduğunu, ve Kürt olduğunu öne sürüyor. (Teori, aynı sayı) Ama Şehnâme'de Kürtler hakkında ne dendiğini yazmıyor!

Firdevsi elbette önüne geleni Fars gösterme çabasına girecekti. Cemşid ise genelde bir Fars efsane kahramanı olarak bilinir.

Ama o tarihlerde Farslar bölgede değildi ki!.. Öte yandan Kürtler Fars olmayı kabul etmezler.

Ama o bölgede hem Aryan (Iranian) olup, hem Fars olmamak mümkün değildir... Velhasıl o da işi çözmüyor!

Kaldı ki, Firdevsi'nin bahsettiği Cemşid ve Feridun meselesini biz ilerde ele alacak ve gerçek yönünü açıklıyacağız. (Bakınız: TAHİR TÜRKKAN'IN TARİH NOTLARI - 3. BÖLÜM: DÜNYA MEDENİYETİNDE TÜRKLER'İN PAYI)

Bu arada Kürtler'i savunmaya soyunan aslı [B]Türk[/B] yazarlardan İsmail Beşikçi "Kirveliğin Türkler'e ait bir âdet olduğunu belirttikten sonra, bir çok Türkmen boyunda kirveliğin bulunduğunu, ancak Alikan aşiretinde olmadığını, bir tek Alikanlar'da rastlanmadığını" söyler. Bu durumun bir istisna olduğunu ima eder.

Aynı yazar Alikanlar hakkındaki ikinci eserinde, "Doğuda Bir Kürt Aşireti" diyerek fikir değiştirir, Türkmen dediğini Kürt yapar!..

Öte yandan pek çok ayırımcı Kürtçü yazar "kirveliğin sadece Kürtler'e mahsus bir gelenek olduğu"nda ısrar ederler!.. Kürt iddiaları hep böyle çelişkiler ile doludur. (Bakınız Cemşid Bender, Kürt Tarihi ve Uygarlığı)

Anadolu'daki Kürtler'in büyük çoğunluğu, bariz özelliği dağınık konar-göçerlik olan, bu yüzden de devlet ve medeniyet kuramamış Türk aşiretleridir. Bir kısmı Arap (Urfa-Mardin civarı, Suriye) ve Ermeni asıllı (Erzincan civarı, Ermenistan, Azerbeycan) Kürtler de vardır. Onlar da dağınık ve karmaşık özellikler taşırlar. Hatta Yahudi asıllı (İsrail'de, Kuzey Irak'ta, Barzanî aşireti yahudidir) Kürtler bile vardır. Ve tabii Fars asıllı (Hakkâri civarları, İran) Kürtler vardır.

Bu ayıp değildir... Biz gene onları kendimizden sayarız. Tabii bölücülük ve ayırımcılık yapmadıkça!

Ama Cemşid Bender ayırımcılık uğruna M.Ö. 3000'lerden M.Ö. 500'lere kadar Kürtler'e Guti, Kurti, Kassit, Subari, Mitani, Khaldi, Muşki, Nayri, Kardu, Med gibi devletler kurduruyor!.. Ve Kürt dönemini Pers kralı Sirus'un Anadolu'yu işgali ile bitiriyor. Sirus'un Kürt dili ve edebiyatını çalarak İran halkına malettiğini öne sürüyor!..

Ancak ilk 2500 yıl içinde bu kadar aktif, bu kadar medeni ve bu kadar güçlü olan Kürtlerin, neden o tarihten zamanımıza kadar geçen 2500 yıl içinde, bir tek devlet bile kuramadıklarına hiç değinmiyor!.. Daha önce kurulmuş olan o şanlı, şerefli, heybetli, haşmetli, muazzam, muhteşem (!) Kürt devletlerinden neden bir tek bile dikili taş kalmadığını açıklamıyor!

Öte yandan Türkler'in Nuh Peygamber'den bugüne hiç devletsiz kalmadıkları gerçeğinden söz bile etmiyor!

Sadece bu husus dahi bütün Kürt ayırımcı teorilerini çürütmeye yeter!

Cemşid Bender ve Kürt ayırımcılar, "Kürt serdarı" dedikleri Selahaddin-i Eyyübi'ye de sahip çıkarlar... Kendisi, Selçuklu Türk Hakanına bağlı bir bey idi. Öz-be-öz Türk'tü!

Selâhaddin-i Eyyübî, Azerbeycan'da Gence çevresinde Şeddadiler hanedanını kuran büyük dedesi Şeddad oğlu Mehmed'in soyundan gelir, dedesinin adı da [B]Kartuk[/B] olup [B]Türk[/B]'tür. Ağabeyinin adı [B]Turanşah[/B], kardeşlerinin adı [B]Tuğtekin[/B] ve [B]Böri[/B] idi!.. Dayısının adı Şahabeddin Mahmud bin [B]Tüküş[/B] idi!.. Annesinin Türk olduğu [B]Tüküş[/B] adından anlaşılır!.. Eşlerinden biri Unar Bey'in kızı Amine Türk'tü... İki eniştesi de Türk'tü!.. Biri Unaroğlu Sadeddin Mesut, diğeri Muzafferüddin [B]Gökbörü[/B] idi!... Acem diyarında yaşamalarına, İslam etkisinde olmalarına rağmen, adları [B]Türk[/B] damgası taşırdı!..

Ordusundaki komutanların adları da [B]Türkçe[/B]'dir. [B]Bahaeddin Karakuş[/B], [B]S. Karakuş Tekavi[/B], [B]İzzettin Cavlı[/B], [B]Şarimüddin Kutluova[/B], [B]Sungurel Halati[/B]'dir, hepsi [B]Türk[/B]'tür...

Öte yandan devrin şairlerinden İbn Sena-ül Mülk, Haleb'in fethi üzerine yazdığı şiirde mealen:

Arap milleti [B]Türkler[/B]'in devletiyle yüceldi
Ehl-i Salip Eyyüb'un oğlu tarafından perişan edildi!

der ki, kurulan devletin Türk olduğunu açıkça göstermektedir. Devlet'in halkı çoğunlukla Arap'tır. Orduda Kürtler'den askerler vardır, ama çoğunluk Türkler'dedir. Minorsky bile böyle der. Bayrağında Selçuklular'da, Artuklular'da ve Mengücekler'de olduğu gibi Karta vardır! (Ali Tayyar Önder, TÜRKİYE'nin Etnik Yapısı, 2007, sf. 177 / S. Ahmet Arvasi, Doğu Anadolu Gerçeği, TÜRK Kültürü Araştırma Enstitüsü, 1983... Bu kitabın yazarı da, ayırımcılara göre Kürttür. Ancak ülkemizdeki herkes gibi Türk'tür!)

Kürt Teavün Cemiyeti'nin kurucusu ve Kürtçülüğün baş savunucularından Dr. M. Şükrü Sekban, 1933'de Paris'te yayınladığı "La Question Kurde" adlı kitabında, bu adı verdiği toplulukların [B]Turanî[/B] yani Türk kökenli olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştır!.. (M. Şükrü Sekban, Kürt Meselesi, 1979 sf.17)

Sosyalist görüşün temel dayanaklarından biri olan "ilk toplumların anaerkil olduğu" teorisine de el atan Bender, Kürtler'in ne kadar anaerkil olduğunu anlatmaya çalışıyor. (Teori, sayı 10)

Ama devlet kurduğu öne sürülen Kürtler'de kadın liderler için tek bir kelime bile bulunmaz iken, TÜRK devletlerinde Hakan'ın yanında Hatun'un yer aldığını, Ece'nin Prenses demek olduğunu unutmuş görünüyor!..

Eski Yunan edebiyatını bile etkilemiş olan Amasya yöresinde yaşamış Amazon savaşçılarının Türk kökeninden ise, haberi bile yoktur!.. (Adile Ayda, Türklerin İlk Ataları; Edip Yavuz, aynı eser)

Velhasıl, Cemşid Bender'in bütün gayretleri boşa gitmiş, "5000 yıllık Kürt tarihi" diye yazdığı 250 sayfalık incecik kitap palavradan ibaret kalmıştır!.. Halbuki bir tek Osmanlı tarihi için Türk Tarih Kurumu'nun her biri 400-600 sayfa olan 13 ciltlik yayını vardır!

[B]İkinci Kısım[/B]

Yenisey'de Elegeş Suyu'nun sol kıyısındaki bu anıt mezarda şu kitâbe vardır:

"Kürt El-Kan Alp Urungu, altunlug keşigün bantım belde,
Elim dokuz kırk yaşım."

3.20 m. boyundaki taşın üzerindeki bu satırların anlamı

"Kürt halkının hanı Alp Urungu'yum....
Altınlı okluğumu belime bağladım,
devletim oldu... 39 yaşında öldüm."
şeklindedir.... [B]Elegeş Türkleri[/B] arasında böyle bir Kürt oymağı olması, ve çok ötelerde Macarlar arasında başka bir Kürt oymağı bulunması, Kürtlerin [B]Turanî[/B] olduğunun en büyük delilidir!

Elegeş anıtında geçen Alp Urungu adı Gök-Türkler'in Çin esaretinden kurtuluşunu anlatan Kürşat Destanı'ndaki 40 kahramandan birinin adıdır. Aynı kişi midir, bilinmez.

Kürt kelimesi, Divan-ı Lugat-ıt Türk'te (1073) "kar yığını" dışında, "dallarından yay, kamçı, değnek gibi nesneler yapılan kayın ağacı" olarak geçer. Ayrıca "sert ses" anlamında "At arpayı kürt kürt yedi" cümlesini verir.

Biz Kürt diye bir aşiretler topluluğunun olduğunu asla inkâr etmiyoruz!

Bizim itirazımız, Anadolu'daki çeşitli aşiret ve gruplardan olan bu insanların "kürt" adı altında birleştirilip, biz Türkler'den koparılmak istenmesinedir... Bunu asla kabul etmeyiz!..

Yalnız hemen belirtelim ki, Elegeş Kitâbesi'ndeki Kürt boyu ile, bugün Anadolu'da yaşıyan "kürtler", aynı değildir!.. Kelime de aynı anlama gelmez!

Kürt kelimesinin açıklaması, en azgın Kürtçüler tarafından dahi yapılamamaktadır.... Çünkü Kırmanç, Zaza, Lur, ve Kalhur ağızlarında böyle bir terim yoktur!..

Halbuki Türkçe'de Ker, Kür kelimelerinin çeşitli anlamları vardır, ve bu anlamlar Kürtler'e uymaktadır. Her iki kelime de Güçlü, Kuvvetli, Dayanıklı anlamlarına gelir. Ortaasya'da bu anlamda kullanılmıştır.

Kelimenin türevleri de Kar'la ilgilidir. Kalın Kar Tabakası anlamı, Anadolu'nun dağlık ve karlı bölgelerinde yaşıyan bu sert mizaçlı Türkler'e çok uymuştur.

900'lü yıllardan itibaren Anadolu'da Türkler ve Araplar arasında "kürt" kelimesi Ortaasya'daki boy adı olarak değil; önce bu yukarda verdiğimiz anlamlarda, sonra da dağ göçebeleri anlamında kullanılmıştır... Ve sadece Türkler için değil; Farslar'ın, Araplar'ın hatta Ermeniler'in, Yahudiler'in oraya buraya dağılmış grupları için kullanılmıştır. Bu yüzden "kürt" kelimesi, uzun yıllar hitap edilenlerce bir ad olarak benimsenmemiştir.

Son yıllara kadar da bu insanlar kendileri için bu tabiri kullanmazlardı!.. Kullananlara da için için kızarlardı. Çünkü "Kürt" lâkabı, onlara başkalarının taktığı, anlamında bir derece küçümseme ve hor görme ifadesi gizli olan bir ad idi... Onlar kendilerine Kırmanç, Zaza, Dersimli demeyi veya aşiret adlarını kullanmayı tercih ederlerdi.

Peki, o takdirde Orhun kitabelerindeki Kürt adı, ve Macar boyları arasındaki Kürt oymağı neye işaret etmektedir?..

Türkler ur, uruk, ulus, soy, boy, oymak, oba kelimelerini değişik büyüklükteki grupları ifade etmek için kullanırlar. Uruk, Ulus'tan küçük; Boy'dan büyüktür. Prof. Mehmet Eröz şöyle der:

"Kürt uruğu'nun; Batı Hunları, Göktürkler, Çiğil Türkleri, Kuman Türkleri ve Oğuz Türkleri ile aynı boylar arasında zikredilmesi mühim bir noktadır."

Yani Ortaasya'daki Kürt uruğu oldukça büyüktür.

Ancak bu uruk bölücülerin sahip çıkmaya çalıştığı [B]Karduklar[/B] değildir!. [B]Karduklar[/B], M.Ö.7. Asırda Issıggöl çevresinden kalkıp batıya göç eden [B]Saka (İskit)[/B] [B]Türkleri[/B]'nin bir koludur! Ksenophone da onları M.Ö. 400'lerde Doğu Anadolu dağlarında bulmuştur!.

[B]Sakalar[/B] doğudan ve Karadeniz'in üzerinden dolaşıp batıdan Anadolu'ya girmişler, bir kol da Hazar Denizi civarına yerleşmişti.

Daha iyi bir ifade ile, o dönemde Karadeniz ve Hazar birer TÜRK gölü olmuştu.

Kimsenin üzerinde durmadığı bir husus vardır... Herkes [B]Herodot[/B]'un (M.Ö.490-425) Anadolu'da görülen İskitler'den ve İskit-Pers savaşlarından bahsettiğini bilir.... Ondan 50 yıl sonra yaşamış olan [B]Ksenefon[/B] ise, [B]Onbinlerin Ricati[/B] adlı eserinde Karduklar'ı anlatır!..

Titiz bir araştırmacı olan Herodot'un [B]Karduklar[/B]'dan söz etmemesinin bir tek sebebi vardır: O tarihte Karduklar yoktu!...

Çünkü o tarihte bölgeye yerleşenler Saka-İskit diye biliniyorlardı!.. Sonradan yaşadıkları bölgeye izafeten Karduk adını almışlardır.

Sakalar, Çin'den Tuna'ya kadar Kafkasya ve Anadolu dahil, hakimiyet kurmuşlardır.

F. Kırzıoğlu'na göre Sakalar yerleştikleri bölgelerde şu boylara ayrılmışlardı:

- Albanlar : Darbent, Bakü ve Şirvan dolaylarında (şimdiki Arnavutlar'ın atalarıdır,
sonradan Balkanlar'a göç etmişlerdir.)

- Sakasınlar : Karabağ, Gence dolaylarında

- Gagarlar : Borçalı, Şamsol, Ahılkelek, Ahıska, Ardahan, Göle dolaylarında

- Tavlar : Olur, Oltu, Narman, Tortum, Yusufeli dolaylarında

- Hesperitler: İspir dolaylarında

- Pasianlar : Bingöller, Arpaçay, Kars, Kağızman, Pasinler dolaylarında

- Paktuklar : Van Gölü'nün güneyi, Dicle'nin doğusu dolaylarında

- Karduklar : Hakkâri, Zap Suyu dolaylarında

M.Ö.400'lere ait bu ikinci Karduklar, M.Ö. 2000'lerde iki Sümer eşiktaşında geçen Kardaka (Kardu)'dan farklı bir Türk boyudur. Kardaka halkından "Su Taifesi" diye bahsedilmesine rağmen, Kürt ülkesi olarak gösterilmiş, daha sonra Karduk ile bağlantı kurulmaya çalışılmıştır.

M.Ö. 401'de Ksenephone'un sözünü ettiği Dicle'nin sol tarafı ile Cudi Dağı arasında yaşayan Kardular hemen "kürt" sayılmıştır. Karduk ülkesi, M.S. 1.yüzyılda Strabon'un eserinde Gorduaia diye, M.S. 2. yüzyılda Ptolemeus'un eserinde Gorduaia, M.S. 4. yüzyılda Cassius ve Marcellinus'un eserlerinde Korduen diye geçer. Bazı kaynaklar bu kelimeyi Gordyene, Gordya, Gortu, Cortuk, Korduk, Gortik, Gortrik şeklinde yazarlar.

Aslı Saka olan bu topluluğun, nasıl bu kadar kısa bir sürede ad alabildiği hususu akla gelirse, önümüzde tesbiti son derece kolay bir tarihî hakikat olan Özbek misali vardır.

Özbekler, sadece 500 yıllık bir millettir. Timur İmparatorluğu'nun dağılmasıyla (1400'ler) oluşan Altunordu Devleti emirlerinden Emir Özbek'e bağlı olan halk, sonradan Özbek diye bilinmiştir. Bu ad Selçuklu ve Osmanlı'dan farklı değildir. 1290'de "Selçuklu" sayılan Söğüt halkı, 1300'lerde Osmanlı diye bilinir olmuş; 1400'de bütün dünya Anadolu devletini bu adla tanımıştı.

Chamoy, yukarıda sözünü ettiğimiz "Şerefnâme" tercümesine yazdığı önsözde, "Kürdistan" diye adlandırılmak istenen bölgede tarih boyunca şu grupları sayar:

- Ahameniler'e bağlı Ermeni Havkan (Hanedanı) devleti,
- Büyük İskender,
- Arsakiler (Ermeni diye bilinir),
- Antoniu ile Kleopatra'nın oğlu Aleksandros,
- Kâh Partlar'a, kâh Romalılar'a tâbi olan Arsakiler,
- Ardeşir ve Şapur Sasanileri,
- İmparatoru Galerius'tan İmparator Jovanius'a kadar Bizanslılar,
- Tekrar Sasaniler,
- İmparator Theodosius,
- Sasaniler'e tâbi Arsakiler (Ermeni diye bilinir),
- Tekrar Bizanslılar,
- Araplar,
- Arap İslam Devleti'ne tâbi Ermeni Artzruni prensleri,
- Mervaniler,
- Ahlat, Diyarbakır ve Erzurum'da Şaharmenler sülâlesi,
- Ani'de Şeddadiler,
- 11. yüzyılda Bizans ve Selçuklular,
- 13. yüzyıllarda Moğollar,
- 15. yüzyılda Timur,
- Akkoyunlular,
- Karakoyunlular,
- 16. yüzyılda Osmanlılar

Bunlardan hiç biri "kürt devleti" değildir!..

Prof. Kırzıoğlu'na göre, Küçük Arsaklılar (Ermeni Arsakiler diye de geçer) kralı 2. Tiridat Han'ın
(M.S. 287-325) kâtibi Romalı Agathangelos'un bir çok Arsaklı beyliği gibi, Korduk Beyliği'nin de Torkom, Torkomon (Türk) olduğunu yazar. (M.F.Kırzıoğlu, Her Bakımdan Türk Olan Kürtler,
sf. 50-60)

Kırzıoğlu'nun bu ifadesine kaynak olarak gösterdiği Khorenli'ye göre Agathangelos ayrıca Ermeni dile bilinen "Arsaklı ülkesinde Hıristiyanlığı yayan kişinin Horasan kökenli Türkmen Suren Bahlav ailesinden Anak Beg oğlu Işıksaçan ünvanlı Aziz Greguvar olduğunu, bu dini kral 2. Tiridat'ın 305 yılında kabul ettiğini, Kortuk Beyliği de dahil olmak üzere bölgedeki 16 satraplığın kısa sürede Hıristiyan didine geçtiğini" belirtir.

Bu bilgiler sadece Karduk/Kortuk Beyliği'nin değil; Ermeniler'in de aslen Türk olduğunu, ama Hıristiyan Türk olduğunu, Arsaklılar'ın Hıristiyanlığı kabul etmiş bir Türk boyu olduğunu gösterir!.. Zaten Ermeni vatandaşımız Levon Dabağyan da eserlerinde aynı şeyleri söylemektedir!

Ünlü araştırmacı Deguignes, "Hunlar'ın, Moğollar'ın ve Tatarlar'ın Tarih-i Umumisi" adlı eserinde şöyle demektedir:

- "Hakkında pek az malumat olan bu millet (Türkler) el yevm, Gurşistan vilâyetinin dağlarla, yalçın kayalarla muhat bir vilâyeti olan Kardu el kurbunda Çar namı altında altında payidar olmaktadır."

Gurşistan, guristan, yani Gur Türkleri'nin diyarıdır. Bir kolu Kalaçlar, daha sonra İran'da hüküm sürmüşlerdir. Kardu El ise Kardu ili, yani Kardu ülkesi demektir. Böylece Türk ismi Kardu ve Gur ile birlikte telâffuz edilmektedir. Divan-ı Lugat-ıt Türk'te Kardu kelimesinin arşılığı "zemheri sırasında suda yüzen fındık büyüklüğünde buz parçaları" diye geçer, gene Kar'la alâkalıdır. Kaldı ki, orta asya'da Tiyenşan dağlarının güneyinde Hami Tatarları'nın yaşadığı Karduk köyü vardır. Horasan Türkistanı'nda Özbekler'in Kongurat boyunun 5 oymaklı Kancakalı kolunun bir tiresinin adı Kurtuk'tur!.

Kürtler ancak Türkler'le bütünleşirse, Gurlar'a ve Karduklar'a sahip çıkabilirler!

Yani Karduklar'a sahip çıkıyorsanız, Karduklar Saka boyundandır, Türk'tür, o zaman Türk olduğunu kabul etmek gerekir!.. Yook, "Ben Karduk soyundanım, ama Türk değilim," diyorsanız, o zaman tutarsızsınız, ne Karduk'sunuz, ne de bir tarihiniz vardır!.

"Anadolu'ya 1071'de geldiniz, biz binlerce yıldır buradaydık" diyerek topraklarımıza sahiplenmeye kalkan bölücü hainler bilmiyorlar ki, asıl biz binlerce yıl önceden beri bu topraklarda varız. Kendileri sanki gökten zembille indiler!.. Nereden geldikleri, kimin soyu oldukları belli değil. Bir tekdikili taşları yok!.. Ama bizim Sümer, Elâm, Saka(İskit),Kimmer, Oğuz olarak hem adımız, hem eserlerimiz var.

Meselâ:

- Sakalar'ın bir kolu olduğunu belirttiğimiz Kardular (M.Ö. 400'ler), Diyarbakır-Çermik'te Kardu köyü, Adıyaman merkezde ve Mardin-Savur'da Kardı köyleri ile,

- Sakalar'ın varlığı (M.Ö. 600'ler) Siirt-Beytüşşebab'ta ve Van-Ahlat'ta Saka ve Sak köyleri ile,

- Hunlar'ın varlığı (M.S. 200'ler) Erzincan-Lardusu'da, Elâzığ-Palu'da, Bingöl-Gölhan'daki Hun köyleri, Muş merkezdeki Hunan, Artvin-Yusufeli'ndeki Hun-Gimek köyü ile,

- Avrupa Hunları'na bağlı Ağaçeriler'in varlığı (M.S. 466) Tunceli-Malazgirt'teki Haçeri, Haçeri Süfla, Haçeri Ülya köyleri ile, Kıpçak, Kuman, Kimek Türkleri'nin varlığı Diyarbakır-Silvan'da Goman-Tahtani köyü, Elâzığ-Malazgirt'te Koman köyü, Tokat merkezde Kuman köyü, Malazgirt-Pötürge, Erzincan-Kığı'da Kimek ve Sivas Hafik'teki Kıpçak köyleri ile belgelenmiştir.

7. Yüzyılda yaşamış olan Ermeni tarihçi Moisey, ünlü eseri "Ağvan Tarihi"nde Doğu Anadolu halkının Türk olduğunu şöyle ifade eder:

- "Bu topluluklar uzun saçlı, zehirli ok atan kimseler olup, taştan koç ve at heykelleri yontmakta çok usta idiler. En büyük ilahlarına [B]Khan-Tengri[/B] derler."

Ortaasya'da da çok yaygın olan bu tarz Koç ve At heykelleri Türkler'in Tamğa'sıdır, mührü her yere vurmuşlardır! Bingöl, Tunceli, Van, Bitlis, Elâzığ, Erzincan, Diyarbakır, Ardahan, Iğdır, Kars, Malatya gibi illerde de görülür!

Abbasiler, 700'lerden sonra güneyden başlayıp Malatya, Adıyaman, Erzurum'a kadar Sugur (Uç Beyliği) kurmuş, buralara yoğun Türk nüfus yerleştirmişlerdir. Gelen Türk komutanların adları da bellidir. Nusayriler işte bu dönemde ortaya çıkmış Şii bir mezhebin mensuplarıdır. Bizanslılar da buna karşılık bölgeye Balkanlar'dan getirdikleri bir kısmı hıristiyanlaşmış Uz, Kuman, Peçenek, Bulgar Türkleri'ni yerleştrmişlerdir. Malazgirt Savaşı'nda bu Türkler, karşıda soydaşlarının sancaklarını görünce Alpaslan'ın safına geçmişler, zafer kazanılmasını kolaylaştırmışlardır.

Hunlar, Suriye-Irak bulunan Dura-Evropos yazıtları ile de belirlendiği gibi, bölgeye Kapgan, Topçak, Tarkan Beg, Kubat, Kurtak, Basık isimli komutanlarla M.S. 3. yüzyıldan itibaren Anadolu'ya bir çok kere girip çıkmışlar, Azerbeycan'dan Kudüs'e kadar uzanmışlardır.

Bizans Kayzeri Konstantin Proifiregenetos, 950 yılında yazdığı "Devlet İdaresi" isimli kitapta Karadeniz'in Kuzey Batısı'nda misyonerlik yapan Ortodoks papazların raporlarına dayanarak, oradaki "7 boyun hepsinin Türk, ve bu boylar içinde en güçlülerden birinin de Kürt isimli boy olduğunu" belirtir. "Kürdistan" nere, Romanya nere?.. Kendini Türk saymayan Kürtler oraya gitmediğine göre, bu boy Türk'tür, ve Türkler, Romanya'ya gittiği gibi Güneydoğu'ya da Saka, Uz, Peçenek, Kuman olarak gelmiştir!

Dr. Mahmud Rişvanoğlu, Prof. Bahattin Ögel, Prof. H.D. Yıldız, Prof. Mehmet Eröz, Prof. B. Kodaman, Prof Abdülhaluk Çay, Prof. T. Gülensoy, Mehmet Şerif Fırat, Edip Yavuz, N. Sevgen, Şükrü Seferoğlu, Ord. Prof. H. Velidi Togan, Prof. Aydın Taner, Hayri Başbuğ Kürtler'in Türk olduğunu belirtirler... Prof. M.F. Kırzıoğlu,

- "Yukarı Yenisey'den Orta-Tuna yöresindeki Macaristan'a kadar Türk-Oğuz bölgeleri ile atlı göçebe Türk urukları arasında Kürt ve Kürdak adını taşıyan, anadili Türkçe topluluklar yaşayagelmiştir."

- "Bunun gibi, Türkeli (Türkistan) ülkesini ikiye ayıran Tanrı Dağlar'ndan (Tiyenşan) Fırat'a değin bölgelerdeki İran'a komşu bulunan Kürt adlı kavimler de, tarihte tanındıkları çağlardan beri Bakalı (İskit) Oğuz, Türkmen soyundan ve onların kalıntılarıdır," der.

Hive Hanı Ebulgazi Bahadır Han, 1661'de yazdığı "Şecere-i Terâkime" (Türkler'in Soy Kütüğü) adlı eserinde bir Türk oymağı olarak Kürtler'i anmıştır... Bu Kürtler, Hazar Denizi'nin doğusunda Ulu Balkan ve Kiçi Balkan bölgesinde yaşayan Ensarî Türkmenleri'dir. Ebulgazi Han, "Khizir Eli oymakları içinde bir boya Kürtler derler. Anlar, Kızıl Çura'nung neslinden tururlar," diye yazar.

Gunnar Canning, ki Afganistan araştırmalarıyla meşhurdur, Türkiye'de "kürt" olarak bilinen Mukriler'i Tumonoviç'e dayanarak Gökmen Türkmenleri'nden sayar!

Ord. Prof. Z.V. Togan, "Afganistan'ın kuzeyinde bir zamanlar Karluk Devleti bulunduğu, bugünde Karluklar'ın yaşadığı bölgede Kend-i Kürt diye bir köy olduğu"nu yazar... (M.F.Kırzıoğlu, Dağıstan, Aras Dicle... Türk Boylarından Kürtler, sf. 8) [B]Karluk[/B] kelimesi de [B]karlı[/B] bölgelerde yaşayan Türkler'in boyudur, tıpkı [B]Kürt-Kürtük[/B] kelimesi gibi [B]kar[/B] ile alâkalıdır.

Oğuz Han Destanı'nda Olcay Han'ın kışlağının adı Kürt Tag'dır. Asya'da TÜRK hakanlarının bir çok kışlak, hatta yaylak adıda "Kürt" adı taşır. (Ord. Prof. Dr. Z.V. Togan, Reşiüddin Oğuznâmesi, sf. 17)

Hem Azerbeycan'da, hem de Macaristan'da yaşayan ve "kürt" olarak bilinen Senekli (Mac Senel) isimli oymağın Başkurt Türkü'dür. (Prof. Zeki Velidi Togan, Hatıralar, 1969, sf. 7) Bizce Ortaasya'da Başkırdıstan özerk bir cumhuriyeti olan Başkırt-Başkurt Türkleri'nin mutlaka Kürt uruğu ile alâkası vardır, ve büyük ihtimalle Başkürt (Kürtler'in önde geleni) kelimesinin değişmiş halidir.

Doğu Türkistan-Kaşgar'dan gelerek Erzurum, Muş, Bitlis Van dolaylarına yerleşen buralara Duru Beran adını veren Türk asıllı Mamık ve Konak kardeşlerin aşireti olan Mamıkonlular, Şerefnâme'de "Kürt" olarak geçer. Halbuki Ermenice metinlerde Makukonyan olarak belirtilen bu aşirete, Turkom (Türk) denilmektedir. (Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu, Her Bakımdan Türk olan Kürtler, sf.59)

Macaristan ve Slovakya arasındaki bir ovanın adı Kürtos (Kürt Özü)'dür... Slovakya'nın Batasay Yarmat şehri kuzeyinde bir kent adı Nay-Kürtos ve bir derenin adı Kürtos'tur... Macaristan'ın Romanya'da kalan parçasında Kurtya (Kürt Yurdu) diye bir kasaba vardır. (Dr. Mahmut Rişvanoğlu, Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm, sf. 30) ... Bizim Kürtler Macaristan'a, Slovakya'ya, Romanya'ya sefer düzenlemediklerine göre; oraya giden de, Güneydoğu'ya gelen de Türk boylarıdır!

Macaristan-Budapeşte yakınında bir kasabanın adı Kürt'tür... Slovakya'nın Tuna'ya karışan Gran Çayı adını Guran'dan almıştır. Çünkü bu çayın karşısındaki kasabanın adı Gür Kürtos'tur!.. (Rişvanoğlu, aynı eser, sf. 30-31)

Macar âlimleri eski Macar kabilelerinden Kürt-Gyar-Mat kabilesinin adını, Elegeş Kitâbesi'ndeki Kürt kabile adıyla birleştirirler, Zaten bugünkü Macaristan'da 30 kadar "Kürt" köyü mevcuttur

Çek Prag Üniversitesi profesörü Dr. Yusuf Blavkoviç, "(Eski) Çekoslavakya'daki 10 köyün isminin Kert-Kürt olduğunu, bunların Macaristan'a yerleşmiş Türk asıllı bir boydan geldiğini, kelimenin de Kar Çığı anlamında olduğunu" söyler. (Rişvanoğlu, aynı eser, sf. 11)

Öte yandan Gök-Türk diye bilinen Türk Devleti'nin temelini On-Ok, yani On Boy diye bilinen Türkler teşkil ederdi... M.S. 630'da Göktürkler Çinliler'e mağlup olunca, Türkler başsız kaldı. Bir süre sonra doğudaki 5 boy Sarı Türgeş Devleti'ni kurdu. Batıdaki 5 boy ise Kara Türgeş Devletini oluşturdu.

Ancak ilki 716'da, ikincisi 756 yılında yıkıldı. Böylece bu On-Ok'a mensup Türkler kimi batıya, kimi güneye göçe koyuldu. Uzlar (Oğuz) ve Peçenekler böylece ortaya çıktı. Ergenekon Destanı, Oğuz Han Efsanesi bu dönemle ilgili sayıldı.

Bizce her iki olay da çok daha eskidir... Oğuz Han, M.Ö. 600 yıllarında aranmalıdır. Ancak 24 boya ayrılan ve bütün bölgeye yayılan Oğuz soyu ve adı, Bilhassa Göktürkler'den sonra duyulmuştur.

Macar Türkolog Rasonyi, Kuman Türkleri arasında Kurman isimli bir kabilenin bulunduğunu söyler ki, Kurmanç adının buradan gelmiş olması çok mümkündür.

Bugün Urfa bölgesinde "Badıllı" adıyla anılan ve Türkçe, Farsça, Arapça karışığı bir dil konuşan, kendilerine "Kürt" diye bir kavmiyet izafe eden aşiretler, Kanunî devrinde Oğuz boylarına mensuptular ve 40 oymaklık Beydili aşiretini teşkil ediyorlardı. Bu kırk oymaktan biri, 204 nüfuslu "Kürtler" oymağı idi.

Öyleyse, artık Anadolu'da 7. asırdan itibaren, yani bugünkü Kürt grupların menşeini tesbit edebiliriz.

[B]Anadolu'daki bütün gerçek Kürtler Bokht(an) ile Becene diye bilinen Oğuzlar'ın Üç-Ok kolundan, Gökhan ve Denizhan adlı İki Kardeş'ten türemişlerdir!.. [/B]

Oğuz Boyu listesinde Bokht, Boğd-Uz veya Bügdüz olarak geçer. Beçene (Beçen-Beçenevi) de yukarda sözünü ettiğimiz Peçenek Türkleri'nden başkası değildir!.. Güneydoğu Anadolu'daki yer ve aşiret adlarında bu özelliği görmek mümkündür.

Bohtan suyu ve bölgesi de adını Kürtçe'den değil, Bokht(an) Oğuz Boyu'ndan almıştır.

Hatırlayacaksınız, Oğuzlar'ın, İslam dinini araştırmak üzere Hz. Muhammed'e gönderdikleri elçinin adı Boğduz-Aman idi. (610-632 arasında) Bu kişi Oğuzlar'ın Üç-Ok kolundan Dengiz-Khan'ın 4 oğlundan Boğd-Uz'un İbeyi olduğu Kurmançlar'ın Amanuan sülâlesi temsilcisi idi!.. Kürt adının İslam belgelerinde 7. asırdan sonra görülmesi bu yüzdendir. (M.F. Kırzıoğlu, Her Bakımdan TÜRK olan Kürtler, l. Bölüm, sf. 60)

Kurmançlar ise Avrupa'ya da yayılmış olan Kuman Türkleri soyundandır.

Ancak şunu kabul etmeli ki, ORHUN kitabelerinde adı geçen Kürt Uruğu'nun Anadolu'ya intikal eden bir kısmı var ise, ancak Boy, belki de Oymak denecek kadar küçük bir kısmı idi. 9. Asırdan sonra kafileler halinde gelen Türkmenler ile kıyaslanamıyacak kadar az sayıda idiler. Diğer aşiretler arasında eriyip gitmişlerdir.

Boğdüz, Beçene ve Kuman kolundan gelen aslı hıristiyan Uz, Peçenek ve Kuman Türkleri olan gruplar ise, yaşadıkları Dağlık ve Karlı bölgeler dolayısıyla Türkçe bir kelime olan "Kürt" adıyla anılmaya başlamışlardır.

Bu gruplar 700'lerden 1500'lere kadar hiç önemsenmedikleri gibi, 1520'de de sayıları ve siyasi etkileri ile değil; sadece dağlık coğrafyanın yarattığı engel ile Yavuz Sultan Selim'den bazı haklar elde etmişlerdir... Bunlara sonra Bayat, Karakeçili, Akkeçili gibi diğer Oğuz soyundan Türkmenler katılmış, daha sonra bunlar Fars ve Arap etkisiyle birbirinden kopuk bugünkü Kürt aşiretleri haline gelmiştir.

Bunların içinde en enteresanı Koçgiri aşiretidir!.. Kürt olarak bilinen bu aşiretin adı, aslında Koçlu demektir, Ortaasya'daki Türkler, bizim Koç dediğimiz hayvana Koçgır derler!. Koçgırî de tıpkı Akkoyunlu, Karakoyunlu gibi Koçlu aşireti olur!.. Koca bir Türkmen aşireti zamanla "kürt" olup çıkmıştır!..

[B]Yani Anadolu'daki Şimdini Kürtleri ile Elegeş anıtında yer alan geçmişin Kürt boyu aynı değildir.[/B]
Aynı şekilde Asya'da kalan ve Macarlar ile birlikte Avrupa'ya göçen Kürt boyları da ana kütle içinde pek bir varlık gösteremişler, Oymak düzeyine inmişlerdir.

Zazalar diye bilinen grup, tamamen ayrı bir TÜRK boyu'ndan gelmektedir.

Ayrıca bilhassa Yavuz Sultan Selim zamanında, yani 1500'lerde Batı Anadolu'dan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya göç ettirilip yerleştirilen Türkmen aşiretler vardır ki, bunlar Dağlar'da Göçebelik ettiği için zamanla Kürt diye anılır olmuştur.

Hepsi zaman içinde Araplar, Farslar, Ermeniler, Süryaniler ve diğer Türk boyları ile karışarak, ve yüzlerce yıl hepsinin birbirinin üstüne yığılmasıyla oluşmuş, gayrımütecanis bir güruhtur.

[B]Kürt[/B] adı artık bir Türk Boyu'nun adı olarak değil; sadece Göçebelik ifadesi olarak kullanılmaktadır. Hem de sadece Doğu Anadolu Dağ Göçebeleri'ne has bir tabirdir.

Anadolu Ova Göçebesi ise [B]Türkmen[/B]'dir.. Güney ve Batı Anadolu Göçebesi ise [B]Yürük[/B]'tür.

Netice itibariyle, M.Ö 2000'lerin Karduklar'ı Türk kökenlidir, ama Kürt değildir....M.Ö. 500'lerin İskit kökenli Karduklar'ı Türk kökenlidir ama Kürt değildir... Ortaasya'da M.S. 700'lerde bir Kürt uruğu vardır ama, Anadolu'daki Kürtler o uruktan değildir...

Ancak ister Zaza olsun, ister Beçene, Boğdüz, Kurmanç olsun, isterse sonradan Kürt sayılmış diğer bir Türkmen aşireti olsun, şimdinin çoğu Kürtler'inin aslı Türk'tür!.. Başka hiç bir soyla ve ırkla alâkaları yoktur!..

Haa, sonradan kürtleşen başka milletlerden gruplar yok mu?.. Elbette var!.. Ermeni Kürdü, Arap Kürdü, Fars Kürdü ve hatta Yahudi Kürdü de var!..

Biz bu ülkede yaşayan herkesi bağrımıza basmışızdır!.. Ne yazık ki, bu karışık Kürtler'den bölücüler, ayırımcılar çıkmış, üstelik Türk kökenli Kürt aşiretlerini de kışkırtmaya kalkmışlardır.

Hiç yorum yok: